Roma Tarihi

Roma’nın En Büyük Düşmanı: Kartacalı Hannibal Barca

MÖ 2. Yüzyılda Roma devasa bir uluslararası güçtü ancak bir adam onu neredeyse dizlerinin üstüne çökertmişti. İşte bu yazı Roma’nın En Büyük Düşmanı olarak adlandırılan ve asırlar sonra bile çocukları korkutmak için söylenen Hannibal kapıda (Hannibal ad Porto) deyimine adını veren Kartacalı General Hannibal Barca’nın hayat öyküsü.

Hannibal[1] veya Hannibal Barca[2] (MÖ 247-183), Kartaca ve Roma arasında gerçekleşen İkinci Pön Savaşı sırasında (MÖ 218-202) Kartacalı bir generaldi. Antik çağın en büyük generallerinden biri olarak kabul edilen Hannibal’ın savaş taktikleri günümüzde hala incelenmekte ve kullanılmaktadır. Babası, Birinci Pön Savaşı’nın (MÖ 264-241) ünlü Kartacalı generali Hamilcar Barca (MÖ 275-228) idi. Her iki savaş ta Akdeniz bölgesinde üstünlük sağlamak için Kuzey Afrika’ya hâkim olan Kartaca ve İtalya’ya hâkim olan Roma arasında yapılmıştır. Hannibal, babasının ölümünden sonra birliklerin komutasını üstlenmiş ve neredeyse Roma’nın kapılarında durana kadar onları bir dizi savaştan zaferle ayrılmışsa da Romalılar tarafından değil kenti ele geçirecek kaynak eksikliği yüzünden durdurulmuştur. Kartaca’yı Roma işgalinden korumak için Afrika’ya geri çağrılmış, MÖ 202’de Zama Savaşı‘nda Scipio Africanus (MÖ l. 236-183) tarafından yenildikten sonra, görevden alınmış, hayatının geri kalanı daha çok yabancı kralların saraylarında gönüllü sürgünde bir devlet adamı olarak geçirmiş, MÖ 183’de

Hannibal, savaş sırasında öldürülen Roma soylularının mühürlerini sayıyor. Sébastien Slodtz’un heykeli, 1704 (Louvre Müzesi, Paris)

zehir içerek intihar etmiştir.

Gençliği

Hannibal Antik Çağ’ın en ünlü generallerinden biri olmakla birlikte hayatını konu alan birincil biyografisinin olmaması yüzünden özellikle çocukluk ve gençliği hakkında pek az şey bilinmektedir. Annesi hakkında da hiçbir şey bilinmediği gibi savaşları sırasında evli olmasına rağmen, Imilce adlı bir eşi ve ondan bir oğlu olduğu dışında hiçbir kayıt da yoktur. Hannibal’ın hayatı hikayesi büyük ölçüde düşmanları Romalılar tarafından Pön Savaşları’nı kaydeden tarihçiler aracılığıyla anlatılmıştır. Yunan tarihçi Polybius (MÖ. 208-125) Hannibal daha 9 yaşındayken babasının oğlunu İspanya’ya bir sefere katılmaya nasıl davet ettiğini yazmıştır: Hannibal daveti hevesle kabul etti, ancak katılmasına izin verilmeden önce babası çocuğu elinden alıp sunağa götürmüş, orada Hannibal’a elini kurbanının vücuduna koymasını ve ona Roma ile asla dost olmayacağına dair yemin etmesini emretmişti[3]. Hannibal yeminini etmiş ve asla unutmamıştır. Hannibal, babası Hamilcar Barca ile İspanya’ya gitmiş burada savaşmayı ve düşmanı takip etmeyi ve stratejik düşünmeyi öğrendi. Babası 1. Pön Savaşı’nda boğulduğunda, ordunun komutanlığı Hamilcar’ın damadı Hasdrubal’a (MÖ 270-221) o da bir suikast sonucu öldürüldüğünde Kartacalı askerlerin oybirliğiyle henüz 25 yaşında olan Hannibal komutan olarak seçilmiştir.

Birinci Pön Savaşı

MÖ 264- 241 arasında Kartaca ile Roma Cumhuriyeti arasında gerçekleşen Birinci Pön Savaşı’nda gerçekleşen muharebelerde taraflar 23 yıl boyunca Batı Akdeniz hakimiyeti, öncelikle Sicilya Adası’nın ve civarındaki suların kontrolü için mücadele etmişti. Savaş başladığında, bugünkü Tunus sınırlarında yer alan Kartaca, Batı Akdeniz’de hâkim güç durumunda olmasına karşın Roma Cumhuriyeti’nin zaferiyle Sicilya’dan çekilmeyi ve 3.200 talent gibi büyük miktarda savaş tazminatı ödemek zorunda kalmıştır. Birinci Pön[4] Savaşı her iki taraf için çok pahalıya mal olmuştu ancak Roma’nın görünüşte tükenmez kaynakları özellikle büyük deniz filolarını yenileme kapasitesine sahip olmayan Kartaca’nın Akdeniz’in yeni süper gücüyle rekabet edemediği anlamına gelmekteydi. Kartaca artık denizlerin hâkimi değildi ve düşmanıyla karada savaşmaktan başka seçeneği yoktu. MÖ 241 ile 237 arasındaki Paralı Asker Savaşı’nda Kartaca ordusunda paralı asker olarak görev yapan Libyalılar maaşları ödenmediği için isyan edince yıpratıcı bir iç savaş dönemi yaşanmış, Hamilcar Barca Sicilya’dan geri çağrılırken, Roma boş durmamış Kartaca’nın en önemli tahıl kaynağı olan Sardunya’nın kontrolünü ele geçirmiştir. Güçlü bir donanmaları olmadığı için Sicilya, Korsika ve Sardunya’daki stratejik önemdeki kalelerini kaybetmiş olan Kartacalılar, ordularının finansmanı için başka bir yerde kaynak aramak zorunda kaldılar: İberya yarımadası (bugünkü İspanya ve Portekiz)

Hannibal’ın ordusunun Amerika Birleşik Devletler Askeri Akademisi Tarih Bölümü tarafından verilen işgal yolu. Ancak haritanın ölçeğinde bir hata var

İkinci Pön Savaşı

Birinci Pön Savaşı’ndan sonra Kartaca ve Roma arasında yapılan anlaşmaya göre aldığı yenilgiye rağmen Kartaca, kaybettiği toprakları telafi edebilmek ve Roma’ya ödemek zorunda olduğu tazminatı çıkarabileceği zengin gümüş madenleri bulabilmek için bir arayış içine girmiştir. Hamilcar Barca, MÖ 237’de yaptığı Kartaca topraklarını genişletmek, Gades’de (Cadiz) üssünü kurmak ve yeni bir Acra Leuce kenti kurmak için İberya’ya gönderilmişti. Hamilcar görünüşte Kartaca’nın elinde tuttuğu gümüş madenlerinden para toplamak ama aslında Roma ile savaşa devam için yeni bir orduyu seferber etmek için İberyaya (İspanya) gittiğinde beraberinde kayınbiraderi Hasdrubal ve 9 yaşındaki oğlu Hannibal’da vardı. Hamilcar MÖ 228’de öldüğünde askerlerin komutası Roma ile savaş yerine diplomatik ilişkileri tercih eden Hasdrubal Barca’ya geçmişti. Hasdrubal, MÖ 226’da İspanya’daki Kartaca ve Roma toprakları arasındaki sınırı Ebro Nehri olarak belirleyen Ebro Antlaşması’nı imzalamıştır. MÖ 221’de Hasdrubal suikaste kurban gidince Kartaca ordusu Hannibal’ı komutan olarak seçmiştir. MÖ 219’da Roma, Kartaca topraklarındaki Saguntum şehrinde (Valensiya’nın hemen kuzeyinde, modern Sagunto kenti) bir darbeyi desteklediğinde MÖ 218’de Hannibal şehrin üzerine yürümüş, kuşatmış ve ele geçirmiştir.  Kartaca hükümetinin rızasıyla gerçekleşen bu eylem üzerine Romalılar öfkeyle Kartaca’dan generallerini teslim etmelerini istediğinde Kartaca reddetmiş böylece İkinci Pön Savaşı başlamıştır. Romalılar, kendilerini işgalci olarak gören İspanya Keltlerince sevilmediğinden halkın desteğini alan Hannibal bölgede kolayca ilerleyebilmiştir. Hayatının çoğunu askeri kamplarda geçiren Hannibal, Livy’e göre ‘Savaşa ilk giren ve sahayı terk eden son kişi’ olduğundan halkın yanı sıra askerleri tarafından da çok sevilmekteydi.

Hannibal, savaşı Romalıların ayağına getirmeye ve MÖ 218’de Alp dağlarını aşarak Kuzey İtalya’yı istila etmeye karar verdi. Erkek kardeşi Hasdrubal Barca’yı (MÖ 244-207) İspanya’daki Kartaca ordularının başında bıraktıktan sonra adamlarıyla İtalya’ya doğru yola çıkmıştır. Birinci Pön Savaşı’nda paralı askerlere güvenmek zorunda olan babasının aksine Hannibal, Roma’dan nefret eden Kartacalılar, Galyalılar, İspanyollar ve Libyalılar’dan oluşan bir ordu oluşturmuştu. Ayrıca yolda, insanları kendi tarafına çekmenin önemini fark ederek, kendisini İspanya halkını Romalılardan kurtaran birisi olarak göstermeye çalışmıştır. Ebro nehrini geçen Hannibal’ın ordusu, Alplere ulaşıncaya kadar 50.000 piyade ve 9.000 süvari olacak şekilde yeni katılan askerlerle sürekli büyümüştü ki ayrıca Roma ordu ve süvarilerin dehşete kapılmasını sağlayan bir grup fili de vardı. Dağlara ulaştıktan sonra kuşatma araçlarını ve ilerlemesini yavaşlatacağını düşündüğü pek çok destek malzemesini geride bırakmak zorunda kaldı. Kartacalı askerler ve generalleri, sadece gittikçe soğuyan hava ve eğimle değil, dağlarda yaşayan düşman kabilelerle de savaşmak zorunda kaldı. 17 gün sonra Alplerin diğer tarafına ulaştıklarında, süvarilerinin yarısını kaybetmişti, ordusu toplamda 26.000 adama ve birkaç filden oluşmaktaydı. Yine de Hannibal, zafer kazanacağından emin adamlarını İtalya ovalarına doğru sürüklemekteydi. Bu sırada Romalılar, Hannibal’ın ordusunu dağların üzerinden geçireceğini akıllarına bile getirmediklerinden hâlâ İspanya’da bir yerlerde olduğunu düşünüyorlardı. Hatta 60 quinquereme’den oluşan bir deniz filosunu Cornelius Scipio’nun komutası altında İspanya’ya göndermişler bir başka ordu ise Sicilya’ya inmiştir. Bununla birlikte, Hannibal’ın askeri seferinin haberi Roma’ya ulaştığında, Senato General Scipio’yu (Scipio Africanus’un babası) müdahale etmeye gönderdi. İki ordu, Romalıların yenildiği ve Scipio’nun neredeyse öldürüldüğü Ticinus (Ticino) Nehri’nde karşı karşıya geldiğinde kazanan Kartaca oldu. MÖ 217 Haziran ayında 15.000 Romalı’nın öldürüldüğü ve 10.000’in yakalandığı bir başka zafer ise Trasimeme Gölü yakınlarında gerçekleşti. Hannibal hızla Kuzey İtalya’nın kontrolünü ele geçirdi. Kartaca’ya takviye ve malzeme ama özellikle kuşatma araçları talebinde bulundu ancak Kartaca senatosu talebini reddetti.  Kuvvetleri büyük ölçekli şehirleri alamayacak kadar küçük olduğundan, Alplerde fillerden çoğunu kaybettiğinden ve kuşatma araçlarından yoksunluğundan, Hannibal’ın stratejisi, kurtarıcı imajına güvenerek İtalyan şehirlerini tekrarlanan zaferleri ile kendi tarafına çekmekti.

Cannae savaşında Hannibal Barca (MÖ 216). Çizim: Heinrich Leutemann (1824-1905)

Cannae Savaşı

Hannibal’ın kendisini bir kurtarıcı olarak sunma stratejisi işe yaramış dahası kazandığı zaferleri ordusuna yeni adamların katılmasını sağlarken bazı şehirler Roma’ya karşı tarafını Kartaca’nın yanında seçmiştir. MÖ 218’de Romalıları tekrar yendiği Trebbia Savaşı’ndan sonra, kış için bahar seferi planlarını yapacağı ve Romalılar tarafından gönderilen katiller veya kampındaki casuslar tarafından suikasta uğramaktan kaçınmak için kuzeye doğru çekildi. Polybius’a göre Hannibal, her biri farklı yaştaki bir adam gibi görünmesini sağlayan bir dizi peruk takmaktaydı ve bunları sürekli değiştirmekte her seferinde farklı kıyafetler giymekte böylece onu değil ilk kez görenler iyi tanıyanların bile fark edemeyeceği kılıklara bürünmekteydi (3:78)

Muhtemelen İspanya’da basılmış olan Kartaca’nın çeyrek şekelinin ön yüzünde Hannibal Melqart’ın (Herakles veya Herkül‘ün Kartaca karşılığı) özellikleriyle tasvir edilirken tersinde onun ünlü savaş fillerinden birini yer almakta.

Bahar geldiğinde, Hannibal yeni bir saldırı başlatmış ve sırasıyla Gaius Flaminius’un ve Servilius Geminus’un komutası altındaki orduları yok etmiştir. Romalılar son olarak kendisini sürekli hareket halinde ve dengede tutarak Hannibal’ı yorma taktiğini uygulayan General Quintus Fabius Maximus’u (280-203) görevlendirmişlerdir. Fabius, Kartaca güçlerinin hastalık ve açlığa yenileceğini umduğu bir kedi ve fare oyununa sokmak istiyordu ki bu yüzden alaya alınmış hatta kendisine geciktirici anlamında ‘Cunctator‘ lakabı takılmıştı. Hannibal ile açık savaşta doğrudan yüzleşmeyi reddederek hasmının saldırmasını veya İtalya’dan çekilmesini önlemek için ordularını stratejik olarak yerleştirmeyi tercih etmeye çalışıyor özetle yenilgiden kaçınıyordu. Alışılmadık bir düşmanla uğraştığını fark eden Fabius’un stratejisi o kadar başarılıydı ki neredeyse Capua yakınlarında hasmını tuzağa düşürüyordu. Bununla birlikte MÖ 216’da eylemsizlikten sıkılan Roma Senatosu Fabius’un Hannibal’ı yorma stratejisinden usanıp doğrudan sonuç alınacak bir savaş isteğiyle daha genç bir general olan Minucius Rufus’a ordunun yarısını vererek Hannibal’ın üzerine göndermişlerdir. Rufus, Gerione kasabası yakınlarındaki Hannibal’a saldırdığında Fabius’un onu ve birliklerinin tamamen yok olmaktan kurtarıncaya dek ordusunu kaybetmişti bile. Bu yenilginin sonrasında Fabius görevinden istifa ederken, Rufus tarihin tozlu sayfaları arasında kayboldu.

İlk konuşlandırmayı ve Roma saldırısını gösteren Cannae Savaşı haritası. (Amerika Birleşik Devletleri Askeri Akademisi Tarih Bölümü)

Hannibal daha sonra kolayca alabileceği Roma’nın tedarik üssü Apulia‘daki (Puglia) Cannae üzerine yürürken adamlarına dinlenmeleri için zaman verdi. Romalılar Rufus’un doğrudan eylem politikasını takip eden Lucius Aemilius Paulus ve Caius Terentius Varro adlı iki konsüle 80.000’in üzerinde bir kuvveti teslim edip, Kartacalıalrın üzerine gönderdiğinde Hannibal’ın emrinde 50.000’den az adam vardı. Her zaman olduğu gibi Hannibal düşmanının güçlü ve zayıf yanlarını öğrenmek için biraz zaman harcamıştı ve bunun sonucunda iki hasmından Varro’nun savaş için daha istekli olduğunu biliyordu. Araziyi kendi yararına kullanan Hannibal, ordusunu hilal şeklinde düzenlemiş, hafif Galyalı piyadelerini önde ve merkezde, arkasında ağır piyadeler ve kanatlarda hafif ve ağır süvari ile yerleştirmişti. Varro komutasındaki Romalılar ise düşman hatlarının merkezine doğru yürümek ve onları kırmak için geleneksel düzende yerleştirilmişti. Varro, Roma lejyonlarının geçmişte olduğu gibi bir rakiple karşı karşıya olduğuna inanıyordu. Dahası Roma askerlerinin Kartaca hattını kıracağından emindi ama bu tam olarak Hannibal’ın ulaşmasını umduğu sonuçtu. Gerçekten de Roma ordusu ilerlediğinde, Kartaca hattının merkezi, Varro’nun düşündüğü ve merkezin kırılacağı gibi görünmeye başlamıştır. Kartaca kuvvetleri Romalıları iyice içeri çektikten sonra hafif piyadeler hilal oluşumunun her iki ucuna çekilirken ağır piyade öne doğru ilerledi. Bu sırada Karata süvarileri Roma süvarilerini dağıtmış ve Roma piyadelerinin arkasına geçmeyi başarmıştı. Romalılar ileriye doğru baskı yapmaya devam etmişlerse de Kartacalı ağır

Cannae Savaşı Haritası, Hannibal’ın Roma ordusunu nasıl kuşattığını ve yendiğini gösteriyor.

piyadelerin karşısında durdurulmuşlar, arkalarında Kartacalı süvariler olduğu için tamamen kuşatılmışlardı. 80.000 Romalı askerin 44 bini ölürken, Hannibal sadece 6 bin askerini kaybetmişti. General Paulus da savaşta asker olarak askere alınan 80 senatörle birlikte savaşta öldürülürken, Varro, aralarında 14 yıl sonra Zama’da Hannibal’ı mağlup ederek Scipio Africanus olarak bilinecek genç Publius Cornelius Scipio’nun da bulunduğu diğer kurtulanlarla birlikte Canusium’a kaçabilmişti. Roma için yıkıcı bir yenilgi olmuş, bu durum da İtalyan şehir devletlerinin Hannibal veya Makedonyalı V. Philip’e (MÖ 221-179) katılarak Roma ile Birinci Makedonya Savaşı’nın yapılmasına sebep olmuştur. Makedonlar, Romalı general Marcus Valerius Laevinus tarafından Adriyatik’in dışına çıkarılırken, Yunanistan’ın kuzey batısındaki Aetolian Konfederasyonu ile savaşa girilmişti.

Güney İtalya’nın şehirlerinin çoğu hatta İtalya’nın en önemli ikinci şehri Capua da dahil olmak üzere Kartacalı generale destek verirken, tüm Latin sömürgeleri ve Orta İtalya Roma’ya sadık kaldı. Bu Hannibal’ın yeni kazanımlarının sürekli olarak savunulması gerektiği anlamına geliyordu. Kartaca deniz filosu zayıftı ve onu destekleyemezdi, Hasdrubal’ın İspanya’dan yardıma gelmesi zordu ve Galya halkı da Roma karşıtı toplu bir ayaklanmaya katılacak gibi görünmüyordu sözün özü Hannibal tek başınaydı.

Roma halkı, Hannibal’ın bir sonraki adımda şehre geleceğinden emin olduklarından Roma’yı savunmak için harekete geçmişse de Hannibal’ın ordusunun kuşatma araçları ve takviyeleri olmadığı için Roma’ya hiçbir şey yapamamıştır. Kartaca’dan pek az yardım gelirken Romalılar her cesur vatandaşı silaha çağırmış, Cannae gazileri gibi tecrübeli askerler yeni askerler gibi herhangi bir ödeme almayı reddederek Roma’nın çabalarını desteklemiştir. Hannibal, Neapolis (Napoli) ve Tarentum (Taranto) gibi bir liman kenti ele geçirmeye çalıştı, ancak Nola’ya tekrarlanan saldırılar gibi tüm girişimleri başarısız oldu.

Roma’nın Dirilişi

Hannibal’in süvari komutanı Maharbal, Roma ordusu kargaşa ve panik halindeyken bu noktada savaşı kazanabileceklerinden emin olarak Hannibal’ı yine de saldırmaya teşvik etti. Hannibal onu reddettiğinde, Maharbal, “Nasıl zafer kazanacağınızı biliyorsunuz, Hannibal, ama nasıl kullanacağınızı bilmiyorsunuz” dedi[5]. Cannae’den sonra birlikleri bitkin düşmüştü ve şehri almak için ne filleri ne de kuşatma araçları vardı. Şehri uzun süre için kuşatacağı kadar adamı bile yoktu. Kartaca Senatosu, talep edilen adam ve malzemeleri göndermiş olsaydı, tarih çok farklı yazılacaktı; ama hiç yardım gelmedi. Cannae’den sonra Hannibal, İtalya’daki neredeyse tüm çatışmaları kazanmışsa da hepsi küçük savaşlardı.

Zama Savaşı

Fillerle desteklenen 13.500 kişilik bir Kartaca ordusu İtalya’da ki Hannibal’a yardım yerine İspanya’ya gönderilmiş ardından Sardunya’yı geri almak için bir başka ordu da orya yönlendirilmişti. Kartacalıların sonradan pişman olacağı iki stratejik hata arka arkaya yapılmıştı. MÖ 214’de Syracuse (Siraküza) ve MÖ 212’de Tarentum Karatca’ya sığınmışlarsa da elde ettiği toprakları tutacak insan gücüne sahip olmayan Hannibal İtalya’da desteksiz kalmıştı. MÖ 212-211’de, Capua altı Roma lejyonu tarafından kuşatıldığı zaman, Hannibal Roma üzerine yürüyerek onları geri çekmeye çalışmıştı ancak savaş olmadı çünkü Fabius’un stratejisini takip eden Romalılar Hannibal ile bir kara savaşı yapmaktan çekiniyordu. Roma denizin hala efendisiydi ve Kartaca’dan deniz ytoluyla yardım gelmesi zordu. Hannibal MÖ 207’ye kadar sadece Bruttium’u kontrol ettiğinde zaman Roma’nın lehine işliyordu. Bu arada savaş alanları genişliyordu. MÖ 215’te Romalılar, Güney İspanya’ya saldırdı ve İÖ 215’te İber savaşında Hasdrubal’ı yenmeyi ve Saguntum tekrar ele geçirmeyi başardılar. Bu sırada Romalı generaller P. Cornelius Scipio ve Gn. Cornelius Scipio Calvus MÖ 211’de Tader vadisinde öldürülmüştü. Babası ve amcası İspanya’da Hasdrubal Barca ile savaşırken öldürülen 25 yaşındaki prokonsül Publius Cornelius Scipio – ki zamanında Cannae’de sağ kalan Roma askerleri arasında yeralmıştı ve sonradan Yaşlı Scipio Africanus olarak tanınacaktı- Ostia’dan yola çıkmış ve MÖ 209’da Carthago Nova’nın (modern Cartagena) girmişti. Roma senatosu bir generali Hannibal’a karşı savaşmak için çağırdığında, Cannae yenilgisinden sonra savaşı artık intihar görevi olarak gören pek çok komutan görevi almak için öne çıkmamıştı. Scipio gönüllü olmakla kalmamış, Hannibal’ın çok daha büyük gücüne karşı savaşmak için Roma’dan sadece 10.000 piyade ve 1.000 süvari ile ayrılmıştı. Savaşa İspanya’da başlayan Scipio önce Carthago Nova şehrini aldıktan sonra, Hasdrubal’ı MÖ 208’te Baecula Savaşı’nda Hannibal’ın Cannae’de kullandığı taktiğini kullanarak yenmeyi başarmıştır.

Bu sırada Kartacalılar müttefikleri Siraküza’yı (Syracuse) kaybetti. Kartaca, MÖ 213’te adaya 23.000 kişilik bir ordu göndermiş ancak şehrin MÖ 212’de Birinci PönSavaşı gazisi Marcus Claudius Marcellus’un eline geçmesini engelleyememişti. Marcellus, başarısının reklamını yapmak için Yunan heykel ve diğer sanat eserlerini Sicilya’dan Roma’y göndermiştir. İspanya’dan İtalya’ya gelen Hasdrubal, Alplere geçtiğinde MÖ 207’de Metaurus Nehri Savaşı’nda Gaius Claudius Nero (MÖ 237-199) komutasındaki Romalılar tarafından yenilmiş, kendisi öldürülmüş ve güçleri dağılmıştır. Romalılar, kardeşinin kafasını kampındaki nöbetçilerin önüne attığında Hannibal, Hasdrubal’ın yenilgisini öğrenmişti. İspanya’da bulunan Scipio, Roma senatosundan para ve erzağın yanı sıra Kartaca’ya saldırma izni istediği böylece Kartacalıların Hannibal’ı geri çağıracağını düşünüyordu ancak talebi kabul edilmedi. Buna rağmen Scipio ordusunu Roma halkının desteğiyle güçlendirdiğinde Senato utandı ve Kuzey Afrika’yı işgal emrini verdi. Hannibal ise bu sırada şehir devletlerini davasına kazandırmaya çalıştığı önceki stratejisine devam ediyordu. 212 ve 210’da Romalıları yeniden yenmesine rağmen, Roma’nın Cannae’de aldığı yaranın ölümcül olmadığını anlamıştı. Ayrıca kardeşinin öldürüldüğünü biliyordu ama İspanya’nın Roma kontrolü altında olduğunu bilmiyordu. Kartaca, MÖ 205’te Kuzey İtalya’daki Ligurya‘ya bir ordu göndermiş, Hannibal’ın kardeşi Mago liderliğindeki 14.000 kişilik kuvvet, Roma’nın deniz hakimiyeti ve büyük limanları kontrol etmeleri nedeniyle Hannibal’ın ordusuna yaklaşamamıştı. Sonuçta Mago, Hannibal ile güçlerini birleştiremedi ve ordusu MÖ 203’te Cisalpine Galya’da yenildi.

Scipio, MÖ 205’te danışman atandıktan sonra MÖ 204’te Sicilya üzerinden 30.000 insan ve 440 gemiyle 3 gün içinde Kuzey Afrika’ya geçmişt. Burada iki Numidya prensinden Masinissa ile ittifak kurduktan ve Masinissa’nın Numidya süvarilerinin de desteğiyle sonra hızla Utica şehrini alarak Kartaca’ya doğru yürümeye başlamıştı. Hasdrubal’ın oğlu Gisgo komutasında30.000 piyade ve 3.000 süvariden oluşan Kartaca ordusu Utika kuşatmasını engellemek için bölgeye gelmişse de iki ordu çatışmamış, her biri kışı geçirmek için birer kamp kurmuştu. Scipio’nun düşman pozisyonları hakkında istihbarat elde etmesini önerebilecek bir barış müzakereleri döneminden sonra, Roma generali kuvvetini ikiye bölmüş, Kartacalılar ve onların Numidya müttefiği Syphax’a baskın yaparak düşmanlarını harap etmiştir. Scipio, Tunus’u fethetmesi artık Hannibal’ın İtalya’dan dönmesini gerekli kılıyordu. Kartaca, MÖ 203’te barış imzalamışsa da aslında Hannibal’ın dönmesi için süre kazanmak istiyordu.

Hannibal, Roma’nın tehditini karşılamak için İtalya’dan geri çağrıldığında iki ordu MÖ 202 Ekim ayında Tunus’un batısında Naraggara yakınlarındaki bir ovada gerçekleşen Zama Savaşı’nda bir araya gelmiştir. Scipio, Hannibal’ın taktiklerini dikkatle incelemişti oysa ki Hannibal’in düşmanını tanımak için yeterli zamanı olmamıştı. Onu bir şekilde İspanya’da Hasdrubal’ı yenmeyi başaran genç general olarak tanıyordu. Scipio’bnun, Masinissa’nın 6.000 piyade ve 4.000 süvarisi de dahil 30.000 piyade ve 5.500 süvarisine karşılık, Hannibal’ın İtalya’dan getirdiği gaziler ile yeni katılanlar dahil 2 bini süvari toplam 45.000 askeri vardı. Savaş sırasında Scipio, kuvvetlerini görünüşte sıkı bir kümede geleneksel formasyonda düzenlediğinde Hannibal’ın beklentilerine uymuştu. Hannibal, Romalıları fillerle dağıtacağından emindi ancak Scipio ön hattını çok farklı bir oluşum için kullanmıştı. Hannibal 80 Kartaca savaş filine saldırı emri verdiğinde Scipio’nun ön hattı bir kenara çekilmiş, filler, daha sonra sürücülerini öldüren ve Kartacaların saflarını ezmek için fillerleri döndürmeyi başaran Roma birlikleri arasındaki sokaklarda zararsız bir şekilde koşmuştu. Sonuçta 20.000 Kartacalıya karşılık, 5 bin Romalı ölürken Hannibal yenilmiş ve İkinci Pön Savaşı Roma’nın kesin galibiyetiyle bitmiştir.

Hannibal barış istemek zorunda kaldı. Romalılar Kartaca’nın 10 gemi hariç tüm donanmasından vazgeçmesini, tüm filleri ve Romalı mahkumları serbest bırakmalarını istedi. Kartaca artık Roma’nın izni olmadan savaşa girmeyecek ve yeni Numidya kralı Masinissa’nın topraklarındaki egemenliğini tanıyacak dahası 50 yıl boyunca Roma’ya 100 bin talent ödeyecekti. Ayrıca Romalılar Güney İspanya’yı ele geçirdi. Savaşın başında her iki taraf karadaki savaş güçlerinde kabaca eşitken en büyük düşmanı ezilen Roma şimdi Akdeniz’in tartışmasız efendisi olmuştu.

Hannibal’ın ölümü, 1799.Çizim: Silvestre David Mirys (1742-1810)

Sonrası

Savaştan sonra Hannibal, askeri liderlik yaptığı gibi Kartaca hakimliği görevini de kabul etti. Kartaca’ya verilen ağır para cezaları, Hannibal’in başlattığı reformlar sayesinde kolayca ödeniyordu. İtalya’da ihtiyaç duyduğu zaman ona yardım göndermeyi reddeden senato üyeleri tarafından şansı olduğunda Roma’yı almayarak devletin çıkarlarına ihanet etmekle suçlandı. Tersine Roma Senatosu’nda ise Scipio, Hannibal’ı affedip ve serbest bıraktığı için adama sempati duymakla suçlandı. Scipio, yaşamış en büyük generallerden biri olarak kabul ettiği[6] Hannibal’i onurlu bir adam olarak savundu ve Romalıların Kartaca’ya onun tutuklanmasını talep eden bir heyet göndermelerini engelledi. Bununla birlikte Hannibal, kendi vatandaşları tarafından yapılan suçlamaların kötü bir sona verildiğini ve öldürülmesinin sadece bir an meselesi olduğunu anladı. Bu yüzden önce MÖ 195’de Tire’ye için kaçtı ardından Anadolu’ya ki burada Seleukos İmparatorluğu’nun kralı III. Antiokhos’a (MÖ 223-187) danışman olarak hizmet verdi. Antiochus, Hannibal’ın asker olarak şöhretini bildiğinden ona yüksek bir rütbe vermediği gibi deniz tecrübesi olmayan Hannibal’ı Rodos‘a karşı bir savaşta donanma komutanlarından birisi olarak görevlendirdi. Antiochus MÖ 189’da Magnesia’da Romalılar tarafından mağlup edildiğinde, Hannibal anlaşma şartların bir parçası olarak Roma’ya teslim edileceğini tahmin ettiğinden yeniden kaçmak zorunda kaldı. MÖ 183’te Bithynia Kralı Prusias’ın sarayında Hannibal, yeniden Roma’ya teslim edileceğini anladığında “Romalıları çok korkutmuş olan bu yaşama bir son verelim” dedikten sonra 65 yaşındayken zehir içerek hayatına son vermiştir. Bazı kaynaklarda Prousia (Bursa) şehrinin kuruluşu Hannibal ile ilişkilendirilmekte olup ünlü generalin mezarının Bithynia‘da bulunduğu sanılmaktadır. Mezar yeri bilinmemekle birlikte Gebze‘de bulunan Tübitak yerleşkesinde 1934 yılında Atatürk’ün ünlü generalin mezarını arama ve bir anıt yaptırma vasiyeti üzerine 1981’de yapılmış bir anıt bulunmaktadır.

Roma’da ise Scipio’ya karşı suçlamalar onu bir zamanlar kurtardığı o derece tiksinmişti ki, şehir dışındaki mülküne geri çekildi ve Roma yerine arazisine gömülmek vasiyetini bıraktıktan sonra 53 yaşındayken, Hannibal ile aynı yıl içinde eceliyle öldü.

Hannibal ad Porto

Hannibal öylesine bir efsaneleştirildi ki ölümünden yıllar sonra, Romalı kadınlar isteksiz çocuklarını “Hannibal ad Porto” (Hannibal kapıda) sözüyle yatırmaya devam edecekti. Scipio tarafından çok iyi öğrenilen Hannibal’ın askeri taktikleri Roma stratejilerine dahil edildi. Roma, Zama Savaşı’ndan sonra bunları sürekli olarak iyi bir etki için kullanacaktı. Amerikalı askeri tarihçi Theodore Ayrault Dodge (1842-1909) Hannibal’ı “Stratejinin Babası” olarak tanımladıktan sonra generalin en büyük düşmanı olan Roma’nın bile onu yine kendi taktikleriyle alt ettiğini vurgulamıştır.

Kartaca’nın Sonu: Kartaca Yok Edilmeli

Hannibal Barca Roma ile savaşını kazanmak için gerekli askeri yetenek, tecrübe ve cesarete sahipti ancak Kartaca senatosu, Hannibal’ın savaşı kazanması için ona güvenirken bile yardım ve malzeme taleplerini defalarca reddetmişti. Kartaca hükümeti Birinci Pön Savaşı’nda babası Hamilcar Barca’ya da aynı şekilde tepki verdiği için bu ihanet general için sürpriz olmamalıydı. Hamilcar da defalarca daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğunu söylediyse de halkın iyiliği yerine halkların vergi paralarını kendi lükslerinde harcamayı tercih eden şehir seçkinleri tarafından istekleri göz ardı edilmişti. Hannibal’in güçlerinin Zama Savaşı’nda yenilginin temeli bile Kartaca hükümetinin general ve askerlerini İtalya’da seferi sırasında desteklemeyi reddetmesi ile İkinci Pön Savaşı boyunca atılmıştı. Bu politika Kartaca aristokrasi için yeni bir şey değildi: Syracuse tiranı Agathocles (MÖ 317-289) ile olan savaşlarında da aynı tavrı göstermişlerdi. Bunun nedeni, seçkinlerin parayı harcamak istememesi değil daha çok generallerin çok güçlenip, sonradan kendilerini tehdit etmesini engellemekti. Sonuçta Hannibal ve Scipio’nun ölümünden sonra da Kartaca, Roma için sorun yaratmaya devam etmiş ancak geçmişin hatalarını telafi edecek vakitleri olmamıştır. Sonuçta Üçüncü Pön Savaşı (MÖ 149-146) ilse Kartaca tamamen yok edilmiştir. Hannibal’ın liderliğindeki Kartaca-Roma savaşı bazı modern tarihçilerce Sami kökenli halkların Akdeniz dünyasının bir Avrupa devleti tarafından egemenliğini önlemeye yönelik son çabası olarak görülmektedir.

Kaynakça

Ayrault Dodge, Theodore. Hannibal: A History of the Art of War Among the Carthagonians and Romans Down to the Battle of Pydna, 168 BC. Da Capo Press, 1995

Bagnall, Nigel. The Punic Wars.Rome, Carthage, and the Struggle for the Mediterranean. New York: St. Martin’s Press, Thomas Dunne Books, 2005

Bradford, Ernle. Hannibal. Dorset Press, New York, 1981

Campbell, Brian. et al. The Oxford Handbook of Warfare in the Classical World. Oxford University Press, 2013

DeVries, Kelly. Battles of the Ancient World 1285 BC- AD 451. Metro Books, 2011

Durant, Will. Caesar and Christ. Simon & Schuster, 1980.

Hornblower, Simon. The Oxford Classical Dictionary. Oxford University Press, 2012

Hoyos, D. et al. A Companion to the Punic Wars. Wiley-Blackwell. Oxford, 2015

Livy, Titus & De Selincourt, Aubrey & Oakley, Stephen. Livy’s Histories. Penguin Classics, 2002

Matyszak, Philip. The Enemies of Rome. Thames & Hudson. London, 2004

Mellor, Ronald. The Historians of Ancient Rome. Routledge, 2012

Miles, Robert. Carthage Must Be Destroyed. Penguin Books, 2012

Polybius. Polybius Histories. Loeb Classical Library, 1922

Warmington, B. H. Carthage: A History. Barnes & Noble Inc, 2000

Notlar

[1] Hannibal’ın adı Kartaca dilinde Hanno ve Baal ‘tanrı’ kelimelerinden oluşmakta olup, ‘Baal’ın Lütfu’ anlamına gelmekteydi.

[2] Kendi dilinde Barca kelimesi ‘şimşek çakması’ anlamına gelmekteydi.

[3] Polybius, 3:11

[4] Kartacalılar bir Fenike halkı olduğundan Romalılar bu halkla yaptıkları savaşları ‘Punic’ olarak adlandırmışlardır.

[5] Durant, 1980: 52

[6] Scipio, Hannibal’ı ilk, Epirli Pyrrhus’u ikinci kendisini ise üçüncü olarak kabul etmiştir. Aynı sıralama Hannibal’a sorulduğunda o, Büyük İskender’in en büyük general olduğunu, ikinci olarak Pyrrhus’u göstermiş, kendisini de üçüncü sıraya koymuştur.